"Normal" olmak zorunda değilsiniz, ama "iyi" olmayı hak ediyorsunuz.

Bir Davranış Ne Zaman Anormal Olur?

Halil İbrahim Ayar

2/9/20263 min read

Bir Davranış Ne Zaman Anormal Olur?


İnsanların hikayelerini anlatırken sık sık duraksayıp, gözlerimin içine bakarak sordukları o meşhur soru vardır: "Bu hissettiklerim normal mi? Yoksa ben deliriyor muyum?"

Bu soru aslında insanın en temel ihtiyacından, yani "ait olma" ve "uyum sağlama" arzusundan gelir. Ancak bir davranışa "anormal" etiketini yapıştırmadan önce, bu kavramın ne kadar esnek olduğunu ve nerede durduğumuzu iyi anlamamız gerekir. Gelin, bugün o ince çizgide birlikte yürüyelim.

1. Kültürün Aynasında "Normal"

Öncelikle şunu kabul edelim: Normal, coğrafyaya göre şekil değiştiren bir bukalemundur.

Bir davranışı değerlendirirken, o davranışın içinde yeşerdiği topraktan bağımsız düşünemeyiz. Sosyal normlar, bize neyin "kabul edilebilir" olduğunu fısıldar.

  • Örneğin; Bir cenaze töreninde yüksek sesle ağlamak, giysilerini yırtmak bazı kültürlerde yasın en sağlıklı, en "normal" dışavurumu iken; daha batılı veya stoacı toplumlarda bu davranış "histerik" veya "aşırı" (anormal) olarak etiketlenebilir.

  • Veya; Kendi kendinize konuşmanız, spiritüel bir ritüelin parçasıysa "mistik bir deneyim", durup dururken sokak ortasında yapılıyorsa "patolojik bir belirti" sayılabilir.

Dolayısıyla, bir şeye anormal demeden önce şu soruyu sorarım: "Bu davranış, kişinin yaşadığı kültürün kodlarına aykırı mı?" Eğer toplumun genel geçer kurallarını ihlal ediyorsa, ilk sinyal yanmış demektir.

2. Bilimin Gözünde "Standart Dışı" Olmak

İşin sosyolojik tarafını bir kenara bırakıp laboratuvar önlüğümüzü giydiğimizde, psikoloji bilimi bize daha matematiksel bir yanıt verir: İstatistiksel Seyriklik.

Bilimsel olarak anormallik, çoğunluğun (standart olanın) dışında kalma durumudur. İnsan davranışlarını bir çan eğrisi (Normal Dağılım Eğrisi) gibi düşünün. İnsanların büyük çoğunluğu bu eğrinin ortasında, "ortalama" alanda yer alır. Uçlarda kalanlar ise "standart dışı"dır.

Ancak burada çok önemli bir tuzak var: Her standart dışı durum "kötü" veya "hasta" demek değildir.

Unutmayın: Albert Einstein’ın zekası da istatistiksel olarak "anormal" derecede yüksekti. Ancak bu bir bozukluk değil, bir hediyeydi. Yani sadece "farklı" olmak, tek başına psikolojik bir sorun teşkil etmez.

3. Peki, Çizgiyi Nerede Çekiyoruz? (4 Temel Kriter)

Bir uzman olarak benim için bir davranışın "anormal" ve "müdahale edilmesi gereken bir durum" sayılması için sadece farklı olması yetmez. Şu kritik eşiklere bakarız:

  1. İşlevsizlik (Dysfunction): Bu davranış, kişinin günlük hayatını sürdürmesine engel oluyor mu? İşine gidemiyor, ilişkilerini sürdüremiyor veya öz bakımını yapamıyor mu? İşte en keskin kriter budur.

  2. Izdırap (Distress): Kişi bu durumdan dolayı derin bir acı, üzüntü veya kaygı duyuyor mu? Davranış kişiye veya çevresine duygusal yük bindiriyor mu?

  3. Tehlike (Danger): Bu durum kişinin kendisine veya başkalarına fiziksel bir zarar verme riski taşıyor mu?

  4. Sapkınlık/Norm Dışılık (Deviance): Yukarıda bahsettiğimiz, sosyal normlardan ne kadar koptuğu meselesi.

Sonuç Olarak:

Eğer zaman zaman "farklı" hissediyorsanız,endişeye kapılmayın. Hepimiz zaman zaman standartların dışına çıkar, kendi iç dünyamızın ritmine göre dans ederiz.

Ancak, yaşadığınız durumlar hayatınızın direksiyonunu elinizden alıyorsa ve size acı veriyorsa; o zaman bu "anormalliği" bir yardım çığlığı olarak görüp bir uzmana başvurmak en sağlıklı adımdır.

"Normal" olmak zorunda değilsiniz, ama "iyi" olmayı hak ediyorsunuz.

Sağlıcakla kalın.

Psk. Halil İbrahim Ayar